unutulmuş mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
unutulmuş mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2019 Pazartesi

Perihan Hanım'dan Müşerref Çengeloğlu'na








11.1.1960

               Sevgili Müşerref

               Bu hafta Cumartesi günü pek sevimli ve hoş bir misafirim vardı. Bilmem tahmin edebildin mi? Kısa ziyareti esnasında bizlere pek hoş bir zaman geçirtti. Tabii anladın gelen Yükseldi. Kendisini pencereden görür görmez tanıdım. Biliyorum sen görmiyeli seneler oldu. Fakat çocukluğundaki aynı simayı muhafaza etmekle beraber her şeyide seni hatırlatan bir haba var. Kendisine bundan sonra sık sık gelmesini rica ettim ama, bir de sen tarafından rica edersen pek memnun olurum. Burası kendi evi sayılır. Zannedersem sıkılmadı da. Pek çok mevzulardan konuştuk. Yaşına göre pek olgun ve malumatlı. Velhasıl ziyareti dört gözle beklenecek bir arkadaş olmuş. O gün herhalde kulakların çınlamıştır. Eski günleri pek çok yad ettik.

Yıldızla biraz evvel kapıda konuştuk. Daireye giderken ayak üstü birbirimizin hatırını sorduk. Cumartesi veya Pazar günü bana muhakkak uğrarlar. Bu hafta bir haber çıkmayınca doğrusu merak ettim. Meğer hem kendisi hem de kocası biraz rahatsızmışlar. Fakat bugün ne’şe içinde işlerine gidiyorlardı. Annesi hafta içinde gelmiş. Üç ay kendi haline bırakılmış işleri ve evi hale yola koymak her halde pek kolay değil. Zavallı kadın Almanyada da bütün vaktini yemek pişirmekle geçirmiş. Kolya mı dört erkek besledi. Çocukların hasret kaldığı bir takın yemekleri de yapmak pek kolay bir iş değil. Malum bizim dolmalar …. az emekle hazırlanmaz.

Sizin işler nasıl? Allah yardımcınız olsun ve hepinize kolaylık versin. Bu işler kolay değil, emek istiyor. Fakat zevki bütün zorlukları ve emekleri tamamen unutturuyor. Hala senin gibi merhametli bir insan için; yorgunluğu duymayan bile.

Benim sıhhatım bu sene şimdiye kadar olduğundan çok daha iyi. Fakat şimdiye kadar ….ğıma kafi ehemmiyet vermediğim için bu kadar …. Şimdiden sonra elimden geldiği kadar itima ve dikkat ediyorsun.

Annem gözlerinden öpüyor. Oda Yüksele bayıldı. Abeyimin selamları var. Bende gözlerinden öper, sağlık ve muvaffakiyetler dilerim.

Perihan

8 Haziran 2018 Cuma

Samim Kocagöz'den Mansure Çıkıgil'e





SAMİM KOCAGÖZ
Karşıyaka 1775 Sokak No:54
İZMİR


1 Ekim 1963

Sayın Mansure Çıkıgil,

Mektubunuzu aldım. Göstermiş olduğunuz yakın ilgiye çok teşekkürler edetim. Herr Oerley’in bize verdiği söze rağmen, işi ciddiye almadığı anlaşılıyor. Belki de şimdilik bu işle meşgul olmak istemiyor. Ama ne olursa olsun, size iki satır yazmalıydı. Doğrusu ortada kesin bir sonuca varmak olanağı kuşkuluyken, sizi büyük zahmetlere sokmak haksızlık olur. Benim de bir miktar paramı, karşılığını alıp alamayacağımızı bilmeden bağlamak olur. Bu konuda göstermiş olduğunuz inceliğe ayrıca teşekkür ederim. Bu durumda yapacağımız iş, hikayelerin yine sizde kalması, günün birinde çıkabilecek kesin bir fırsatın beklenmesi olacak. Bu kadar salladıktan sonra Herr Oerley’in olumlu yeni bir cevap vereceğini de sanmıyorum.

Antolojiden de bir haber çıkmaması hayret verici. Oysa bu aylarda çıkacağı söyleniyordu.

Doludizgin adlı romanım, Kalpaklılar’ın ikinci cildi çıktı. Size yollanmasını kitapçımdan rica etmiş ve adresinizi vermiştim. Her ihtimale karşı bir de ben imzalı olarak bu mektubumla birlikte postalıyorum.

Sağlık, esenlik ve başarı dileklerimi sunarım.



1 Haziran 2018 Cuma

Araksi Kayayan'dan Arşo ve Surpuhi'ye







Sevgili Arşom ve Surpuhim, taziyelerimi nasıl sunacağımı bilemiyorum geçen hafta rahmetli yengemin iyi olduğunu duyduk. Noel kartlarının içinde imzalarını görerek ne kadar sevindik dün ise vefat haberini Meri'den duyduk çok üzüldük. Sevgili Arşom Rab onun iyi ruhunu aydınlatsın O'nun egemenliğine nail olsun sevgili evlatlarına ve torunlarına uzun ömür ihsan etsin.
Arşom gönlünüz ferah olsun siz evlatlık vazifenizi dolu dolu yerine getirdiniz Rab sabır versin sana ve Nurhan'a ve hepinize onun varlığı sana kuvvettir. Ne yapabiliriz oldukça yaşlanmıştı Arşom. Geçen çarşamba gecesi kötü bir rüyada Garbis'i gördüm uyandım sabaha kadar uyumam mümkün olmadı.
Kalbimde kötü bir sıkıntı vardı. Durduk yerde yüksek sesle ağlamaya başladım. Râb hayırlara yazsın kızlara da söyledim; rahmetli Garbis rüyama gelerek ve söyleyerek önceden hissettirdi Sevgili Arşom kaybınızın, acınızın ne kadar büyük olduğunu biliyorum; sağ olsun. Surpuhi seni yalnız bırakmaz kendine bak ki hastalanmayasın Rab sevdiklerine uzun ömür ihsan etsin ,bir kez daha ölüm göstermesin, tekrar derin üzüntülerimle.

Acısı taze kız kardeşin Araksi G. Kayayan


Çeviri için yardımlarını esirgemeyen Jan Acemoğlu'na Unutulmuş Mektuplar adına teşekkürlerimizi sunarız. 

23 Aralık 2016 Cuma

Sevim'den İnci Ablasına










Sevgili ve saygı değer İnci Ablacığım,

Göndermiş olduğunuz sizler kadar kıymetli mektubunuzu aldım. Şu anda işten geldim. Evde kimse yok. Tabi Abidin açıp okumuş, bende okudum. Mektubunuz beni çok ihya etti. İnanın bir dost mektubuna çok ihtiyacım var. Gözlerim ışıldadı. Ablacığım, eşinin kızamığına çok üzüldüm, çok büyük geçmiş olsun. Behiye hanım içinde .ok üzüldüm. Allah şifalık versin. Başka ne diyebiliriz? Bende iş başı yapalı 15 gün oldu.

Abla size içimi dökmek, biraz dertleşmek ihtiyacını duyuyorum. İnanın şu koca Almanya'da yapayalnız, kimsesizim. Allah'tan başka hiç ama hiç kimsem yok burada. Tabi orada sizler varsınız ama şu anda bir dostum tesellisine çok ihtiyacım var. Meraklanmayın, her şeyi yazacağım. Size her şeyi baştan anlatayım. Ben oraya gelmeden evvel 1 ay önceydi. Bir aile ahbaplarımız var, onlar geldi eve, yanlarında bir kadın.  Kadını tanıştırdılar.

Benim arkadaşın Bursa'dan arkadaşıymış (kendisi Bursalı). İyi bir kadına benzettim. Oturup gittiler. Bir gün o tanıştıkları kadın bize geldi. Benim arkadaştan çok dert yandı. Kendisine hizmetçi muamelesi yapıyorlarmış karı koca.

Benim arkadaşın kocası da "seni seviyorum" filan demiş. Neyse bize dedi ki "ne olur bana bir yol gösterin, o evde fazla kalamayacağım." Abidin dedi ki "kızım sana ev tutalım", "yok ben yalnız oturamam, yalnız bir kadını rahat bırakmazlar". (Kendisi evli, bir kızı var 7 yaşında. Kocası burada 6 ay kalmış. Polis geri göndermiş). Bizde dedik ki "kızım çok darda kalırsan gel buraya".

Yine bir kaç gün sonra cumartesi yatıyorum, kapı vurulmuş. Bir de baktık ki valizlerini toplamış gelmiş. İki gözü iki çeşme ağlıyor. "Ayaklarınızın altını öpeyim beni yanınıza alın" dedi. Hoş geldin dedik. Neyse bizde kalmaya başladı. O da çalışıyor bende. Abidin evde. Bir gün babamlardan mektup geldi. Gerisini anlatmaya lüzum yok. Neden geldiğimi biliyorsunuz.

Neyse ben döndüm, havaalanında Abidin ile ikisi beni karşıladılar. Eve geldik. Biz odamıza girdik, yattık (evimiz 2 oda). Abidin bana dedi ki "Sevim sana bir şey söyleyeceğim fakat olgun davranmanı, makul karşılamanı istiyorum." "Söyle" dedim.  "Ee ben Adaletin ırzına geçtim" dedi.

O anda dünya başıma yıkıldı. "Ee ne olacak?" dedim. "İşte makul ol, üçümüz bir arada geçinelim ömür boyu" demez mi? Ben şok geçirdim, bayılmışım. Bu Adalet'i kaldırdı. Neyse beni ayılttılar. Kadın gidip yattı. Dedim ki "Peki bu kadın nasıl benim ona gösterdiğim yakınlığa karşı bu kalleşliği yaptı?". "E sen gittiğin gün yaş gününe gittikte, sarhoş döndük, sarhoşluk neticesinde oldu". Dedim ki "ondan sonrası?". "İşte bir keresi de on keresi de. Fakat bundan sonra hiç bir şey olmayacak. Gel bu meseleyi aramızda halledelim. Kimse duymasın". (Sonradan öğrendiğime göre, herkese abi ben artık iki karılı oldum. Demişler ki, peki Sevim kabul edecek mi? Eder eder, etmeyip de ne yapacak? Eşek gibi kabul edecek).

Dedim ki "bak Abidin, madem böyle bir halt karıştırdın. Gönder bu kadını her şeyi unutalım". "Hayır efendim burada kalacak." Bende dedim ki "madem onu bırakmıyorsun. Ben gideceğim". "Hayır sen gidemezsin, sen bu evin direğisin. Benim kahrımı senden başkası çekemez. Falandı, filandı. Ben oraya gelirken kadından 1.000 mark almıştım. İşte kadının ırzına geçtim. Parasını aldım. Kıçına nasıl tekme vururum".
Böyle konuşa konuşa sabahı ettik. Birde sabah sabah misafir gelmez mi? O günü öyle geçirdi. Akşam "Ne düşünüyorsun oğlum, ben gideceğim" dedim. Münakaşa etti. Tabi sıfır sıfır elde sıfır. Bu sırada istirahat aldım doktordan. O şekilde çalışamazdım. Yattık. Abidin dedi ki "git bak şu kadın ne yapıyor?" Baktım gitmiş. Ertesi gün oldu. "Ne yapalım gittiyse, anasını .... bilmem ne yapayım" dedi. Kalktık. Bir arkadaşlara gittik. Baktık ki orada. Abidin onu görünce sırıtmaya başladı. "E hadi kalk eve gidelim" dedi. Abidin'de "hadi hadi naz yapmada gidelim" dedi.

Bir ara kadın dışarı çıktı. Meğer kaçmış. Tuttuk eve geldik. Yine çene çene girdim içeri. "Bana bak" dedim, "erkek dediğin senin gibi olmaz, senin yaptığın adilik. Ne istiyorsun benden? Bırak gideyim. Sonra ayrılırız. Senden 2 çocuktan başka bir şey istemiyorum. Nafakada istemiyorum. Evinde senin olsun".

Dedi ki "çocukları aklından sil. O kadını eğer bırakırsam aynı dakikada senide kovucam, çocukları da yetimhaneye veririm sana vermem" dedi. Ertesi gün oldu, "ben bir yere kadar gidiyorum" dedi. Çıktı gitti. Tabi nereye gittiğini sizde tahmin edersiniz. İşte o gün size mektup yazdım. Teybi açtım, likörü koydum masaya. İnan ki tam bir buhran içindeydim. Akşama kadar düşündüm, Abidin geldi. Bunu görünce inanın ki her hareketimle alay eder gibi, hemen yatak odasına girdim. Ecza dolabını açtım. O içeride oturuyordu. 60 tane hap içtim. O içeri girdi. Tüpü koynuma soktum.

"Hadi yatalım" dedi, yattık. Tüpü gördü, "ne kadar içtin" diye bağırmaya başladı. Ben dedim ki "içinde kalmamış, içmedim", çocukların üzerine yemin ettirdi. Bende "içtim" dedim. Hemen yoğurt getirdi. Bir kaşık aldım ağzıma aman midem bulanıyor diye içeri koştum, sanki istifra etmiş gibi. Geri döndüm tabi ki inandı. Tabi bende yavaş yavaş ilaç tesirini göstermeye başladı. Müthiş titreme ve uyku. İnan İnci Abla şu an düşünüyorum da ölseymişim. Binim için daha hayırlısı olurmuş. Yavrularımı söyleyeceksiniz, sanki yaşasam ayrılsam onları bana verir mi, kendiyle birlikte onları da süründürecek.

Neyse, bir ara Abidin uyanıp beni uyandırmak istemiş. Tabi ben kendimden geçmişim. Cankurtaran çağırmış. Hastaneye yatırmışlar beni. Tam dört gün komada kalmışım. Ben hastaneye gidiyorum diye senin ki dosdoğru kadını alıp eve getiriyor. Ben çıktığım gün kadın gidiyor. Abidin geldi beni almaya. Hastanede kaldığım sürece hiç ziyaretçi sokturmadım. Tabi ayıldıktan sonra "kimseyi görmek istemiyorum" dedim. Hastaneden imzayla çıktım. Yolda Abidin dedi ki "E söyle bakalım, fikrini değiştirdin mi?" deyince benim tepem attı. Daha yürüyecek halim yok, adam bana hala teklifler düşünüyor.

"Bana bak" dedim, "bana hiç mani olma ben gidicem" dedim. Eve geldik, sözde beni yatıştırıyor. "Ee Sevim sen gittin, bende gittim, Adaleti getirdim. Bu sabah senden korktuğu için gitti. Bak işte kızım bu kadına karşı benim hiçbir ilgim yok. İşte gidecek yeri yok. Parasını verelim. Bir de hamile çocuğunu düşürsün". Neyse İnci Ablacığım, sizlerin başınızı daha ağrıtmayayım. Kadın kendi kendine çocuğu düşürmüş. Abidin küplere bindi. Nasıl düşürürmüş, ben ona erkek evlat vermemişimde o ona erkek evlat doğuracakmış.

Bu kelimesi beni her şeyden çok yıktı. Kadın şimdi hastanede. Zaten iç hastalığı varmış. Çocuk düşürünce afedersin bir koku bir koku. Kanamada var. Hemen hastaneye yatırmışlar. Diyeceksin ki ne zaman hamile kaldı? Gününden 10 gün geçmiş vallahi. Bende bir şey anlamadım.

Şimdi Abidin her gün ziyaretine gidiyor. Benden güzel olsa belki bu kadar kahrolmazdım. İnanın boyu benden kısa, çirkin bir şey. Zaten güzel olsaydı benden, onu eve sokmazdım. İnanın ki şu erkeklerden çok nefret ediyorum. Bende işe başladım. Bıraktım kendi haline. Afedersin bu zamanda doğru kadın erkeğe yaranmıyor, öyle adiler yaranıyor. Beni anlıyorsun değil mi İnci Abla?
Senin beni anlayacağını tahmin ettiğin için yazıyorum. Vicdanım elverse bende ondan öyle bir intikam alırım ki öyle birisiyle olacak ki ondan kat kat  üstün ama ben kocam için namus taşımıyorum.


Neyse ablacım, Betül hanım teyze kusuruma bakmasın. Hatırını soramadım. Çok moralim bozuk. Satırlarıma istemiyerek son verirken hepinizi ayrı ayrı yanaklarınızdan öperim. Sizi en yakını kadar çok seven kardeşiniz Sevim. Acele cevap. 

5 Aralık 2016 Pazartesi

Kardeşinden Şükrü'ye








Karşıyaka
8.7.1936

Sevgili Şükrü,
Bu hafta mektubunu aldık, imtihan hakkında verdiğin tafsilata teşekkür ederiz.
İlham vasıtasıyla karnemi aldım. .... yazıyorum.

Edebiyat             10
Coğrafya             9
Jeoloji                 9
Cebir                   9
Hendese              9
Kimya                10
Fizik                    8
Fransızca             8
Askerlik             10

Bizim kamp 1 Temmuz'da imiş ve ....... Pendik'te olacakmış. Sonra burada ki hayatımı anlatayım. Saat 8.5-9 kalkma. Sonra kahvaltı 10'da. Posta ve ...... 12'de evde kitap okumak veyahut annemle konuşmak. 1 çeyrek kala yemek ( Ben gelmezden evvel öğle yemeklerine babam gelmezmiş şimdi geliyor)
Sonra gazete ve konuşma 5'den sonra. Ya akşam postası veya kayık yahut balkon 8'de yemek sonra konuşma 11'de 100 numarayı ziyaretten sonra yatak.
Sonra burada başka yazacak havadis bulamıyorum. Gözlerinden öper muvaffakiyetler dilerim.

Kardeşin

B. ........ oğlu